Posted by: Ahmet AKSU on: Ekim 1, 2008
Hepsi Bu
değişen ben değilim
dönüşen savaş
yaşlanmakla ıslanmak aynı şey:
bir yağmurun gölgesinde ihtiyarlamak
şimdi ölüm bile yetmiyor
acılarımızı tartmaya
dostlar
alıngan bir sahili pinekliyorlar
bir merhaba’yı bıçaklar gibi artık
selamlaşmalar
değişen ben değilim
dönüşen savaş
artık zaman bile yetmiyor
yaşadığımızı sanmaya
yine de ışıklar bu kenti
güzelmiş gibi gösteriyor
geceleri…
geceler…
yani
Ahmet Haşim’in kafiyeleri…
seni aklıma düşüren
yerçekimi değil
yalancı yıldızlar
öyle uzaksın ki
üflesem soğuyacaksın
sarılsam okyanus
bir aşka yetecek kadar
ve anımsatacak kadar
sebepsiz bir ölümü,
acılarımız
ve kafiyelerimiz var…
işte hepsi [...]
Posted by: Ahmet AKSU on: Ekim 1, 2008
Kendim ve Hepimiz Hakkında
Bir gün herşeyinle dimdik
Her türlü kavgaya hazır
Çıplak gergin
Her sözü verecek kadar aceleci
Tutamayacak kadar unutkan
Sade çaresizken kadın
Genelde erkek..
Kendi sözlerinin gölgesine hayran
Hiçbir şey gerçek değil alkışlar yalan
Hala bir çift çarpık bacak
Kendi resmi resmiyle barışık
Küs eskisiyle ve eski sevgililerin hepsiyle
Ama hala çok güzel
Hakkında konuşmak senin
Ben senden bahsediyorum yine
Kime darlansa kalbim kimin kılığında.
Ne zaman aklım çıksa [...]
Posted by: Ahmet AKSU on: Ekim 1, 2008
Sen Sebep
Korkutma beni
Bu yaşlı başsız kelli felsiz halimle
Gereğinden ziyade güzelsin zaten aklımı çelme
Takma fikrime aksak ritimler
O havaya ayarlı değil bu yelken bu gemiler
Kimin rastlantısı benim başıma geldi bilinmez
Ummandır ıslak aksak girilmez
Kapma kutusunu cahil ömrümün
Açılır da içinden boş bir hayal çıkar seçilmez
Daha bu yağış bir şey değil
Sen bir de acıklı halimi gör
Ürkünden derin soyulur farkına varmazsın
Suda [...]
Posted by: Ahmet AKSU on: Ekim 1, 2008
Sessiz
Kavun kokulu odaların rayihasıdır
Karışan sulara
Senin fikrinle yoğrulmuş bir eser yoktur
Yüzümün sana traşlanmış bölümünde
Çoğu çiçekli
Kimi şarkılar geçer aklımdan
Sesime sesin dökülür
Bir ıssız bir mutlu koro başlar
Ardından
Şarkıya
Çünkü benim sessizliğimde
Senin de susuşun var.
Yılmaz Erdoğan
Posted by: Ahmet AKSU on: Ekim 1, 2008
Sevgilim Yoksa Sen?
Hiçbir yerinde yok asaletin ibresi
Sesinde kamaşmasında tensel bir büyünün
Atlas hani libas ve kuytu bakışlı mavi gözlerin
Sanki hepimize bütün şiirleri hala fısıldayan
Bir eski büyük şairmiş gibi
Aşk bir erken didişme bir sorgu sualmiş de
Mezbele ve yaralıymış eski yaraların yeniden kanamasından
Hiçbir yerde yok asaletin ibresi
Bir adamın yüzünde ya da yalana çok benzeyen
Bir doğru sözünde belki…..
Saçlarının çevriminde [...]
Posted by: Ahmet AKSU on: Ekim 1, 2008
Yeniliyorum
Yaralı yanlarımı kuşanıyorum
Çırılçıplak ve erkek
Uykuların kadar uyanık ve yenik
Şiirler kadar
İçtikçe
Cam kırıklarına basıyorum hayatımın
Yeniliyorum
Galip gelen yerlerimi seninle
Öncekiler gibi sıradan
Gidenler gibi kızgın
Kırgın tarihinden
Savaşların başlangıç ve bitişlerini
İmzalı imzasız antlaşmaları
Kan renginde verilen sözleri hatırlıyorum
Uğursuz haziranlarını
Meydanlarda çürüyen ölülerin
Yetiş diyorum yeniliyorum
Galip gelen yerlerimi
Ölü sevişmelerden devşiriyorum
İçine boşaldığım sabahları
Sancı diyorum sancı
Köpeklere kızıyorum nedensiz
Yeniliyorum
Galip gelen yerlerimi
Önsözlerini ezberliyorum okumadığım kitaların
Kahramanlar adam gibi ölsün istiyorum
Sozsözü intiharla [...]
Posted by: Ahmet AKSU on: Ekim 1, 2008
Yeni Bir Sayfada Sana Bakmak
Herşey yapılabilir bir beyaz kağıtla
Uçak, örneğin uçurtma,
Mesela altına konabilir
Bir ayağı ötekilerden kısa olduğu için sallanan bir masanın
Veya şiir yazılabilir
Süresi ötekilerden kısa bir ömür üzerine.
Bir beyaz kağıda her şey yazılabilir senin dışında
Güzelliğine benzetme bulmak zor
Sen en iyisi sana benzemeye çalışan her şeyden
Bir gülden, bir ilk, bir sonbahardan sor
Belki tabiattadır çaresi senin bir [...]
Posted by: Ahmet AKSU on: Ekim 1, 2008
Yaşayabilme İhtimali
soğuk ve şehirlerarası
otobüslerde vazgeçtim
çocuk olmaktan
ve beslenme çantamda
otlu peynir kokusuydu babam…
Ben seninle bir gün Veyselkarani`de haşlama yeme ihtimalini sevdim.
İlkokulun silgi kokan, tebeşir lekeli yıllarında
(ankara`da karbonmonoksit sonbaharlar yaşanırdı o zaman)
özlemeye başladım herkesi…
Ve bu hasret öyle uzun sürdü ki,
adam gibi hasretleri özlemeye başladım sonra…
Bizim Kemalettin Tuğcu`larımız vardı…
Bir de camların buğusuna yazı yazma imkanı…
Yumurta kokan arkadaşlarla paylaşılan
kahverengi sıralarda, [...]
Posted by: Ahmet AKSU on: Ekim 1, 2008
Gülüşün
gülüşünde bir mana var
saklayamazsın
sarılışında ne düşler
ne düşükler
sakınamazsın
aynı yolları,
kimsesiz mekanları
birlikte özleme hasreti…
yalnızlığımın dert ortağı gastrit…
gülüşünde bir mana var
saklayamazsın
bütün iç savaşlarda
rehin alındı bu yürek
kandıramazsın
hangi çekilişin
büyük ikramiyesi bu,
en uzak sevişmelerin
yeni yetme utancı
lakin aşk
biraz da utanmaktır yaşamaktan…
sakınamazsın…
yeni yetmelik işine gelince
o zaten hepimizin gizli öznesi
Türkçe’de var
bazı dillerde yok
gülüşünde bir mana var
saklayamazsın
kime niyet kime felaket bu aşk
anlayamazsın
ödümüz patlıyor acı çekmekten
oysa
biraz da [...]
Posted by: Ahmet AKSU on: Ekim 1, 2008
Çöl Daha İyi
çöle kıyısı olan kentlerin
limanları sıkılgan olur
kuş uçar gemi geçmez,
kervan zaman içinde.
böyle kentlerde insan
fırtına gibi sever,
sevdiği için ağlamayı.
hangi türküde sevmekten bahsedilse
ben hicaz olurum
elimi ıslatır elinin teri
ziyan olurum
seni sevmekle ıslanır akşam sefalarım
hangi türküde sevmekten bahsedilse
bu çölde ben
“şair burda yaşadığı kenti çöle benzetiyor” da
bahsedilen şair olurum.!
Yılmaz Erdoğan
Son Yorumlar